Ana Sayfa Genel, Gündem, Tarım 3 Ağustos 2026 29 Görüntüleme

AHMET AKBAY KALEME ALDI ”SU RANT DEĞİL, YAŞAM HAKKIDIR.”

Bilimsel olarak su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan (H₂O formüllü), renksiz, kokusuz ve tatsız bir kimyasal bileşiktir. Ancak suyu yalnızca kimyasal bir bileşik olarak tanımlamak yeterli değildir. Su; insanlar, hayvanlar ve bitkiler başta olmak üzere yeryüzündeki tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır.
İnsan vücudunun yaklaşık %50–60’ı sudan oluşur. Hücrelerin çalışması, besinlerin sindirilmesi, vücut sıcaklığının dengelenmesi, kan dolaşımı ve organların sağlıklı şekilde görev yapabilmesi suya bağlıdır. Bilimsel araştırmalar, insanın susuzluğa yalnızca birkaç gün dayanabildiğini; uzun süreli susuzluğun böbrekler, beyin, kalp ve diğer organlarda ciddi hasarlara yol açabileceğini ortaya koymaktadır.
Yağmur gökten yağar ve yeryüzünü ayırt etmeksizin sular. Tarladaki ekini, ormandaki ağacı, kırdaki çiçeği, karıncayı, kuşu, deveyi ve insanı aynı rahmetten faydalandırır. Eski büyüklerimizin yağmura “rahmet” demesi boşuna değildir. Çünkü yağmur, hiçbir canlı arasında ayrım yapmadan yaşamı devam ettiren en büyük nimettir.
Su, keyif veren bir içecek değildir; rakı değildir, şarap değildir, alkol değildir. İçildiğinde insanı sarhoş etmez. Fakat bir damla su olmadan yaşam da olmaz. İnsan yaratılışının en temel ihtiyaçlarından biri sudur. Bu nedenle su, ticari kazanç hırsıyla değerlendirilmesi gereken sıradan bir ürün değil, korunması gereken ortak bir yaşam kaynağıdır.
Dün belediyenin bir büfesinden 0,5 litrelik bir şişe suya 30 TL ödedim. Aynı gün akşam saatlerinde bir tatlıcıda 1 litrelik su için 60 TL istenmesi vicdanları rahatsız eden bir durumdur. Su gibi hayati öneme sahip bir ürünün fahiş fiyatlarla satılması hem ahlaki hem de vicdani açıdan sorgulanması gereken bir konudur.
Ne diyelim… Eğer ticari işletmelerde bir bardak suyu bile 5 TL’ye içmek zorunda kalıyorsak, garibanın hâline gerçekten üzülmemek elde değildir. Oysa su konusunda fakir bir ülke değiliz. Dağlarımızdan şırıl şırıl sular akıyor. Peki, milli varlığımız olan su kaynakları nasıl oldu da küresel sermayenin elinde bu kadar ulaşılmaz hâle geldi?
Tarım ve Orman Bakanlığı, halkın bir şişe suya ulaşmasını zorlaştıran fiyatları denetleyemez mi? Fahiş fiyat uygulamalarının önüne geçilemez mi?
Şehirlerde belediyelere de önemli görevler düşmektedir. Eskiden sokak başlarında bulunan çeşmeler bugün neden yok? İnsanların en temel ihtiyacı olan bir bardak suya ulaşmasını kolaylaştırmak belediyelerin de sosyal sorumluluğu olmalıdır.
Bugün dilimizden düşürmediğimiz “yardımsever bir milletiz” sözünü gelecek nesillere nasıl anlatacağız? Türk kültürü binlerce yıldır su hayrına büyük önem vermiş; kuyular açmış, köylerde ve şehirlerde çeşmeler inşa etmiş, hatta kuşların ve diğer canlıların bile su içebilmesi için hayratlar yapmıştır. Çeşmelerin üzerine de “İçene afiyet olsun.” yazıları yazılarak suyun paylaşılması teşvik edilmiştir.
Türk kültüründe ve özellikle köylerimizde suya ayrı bir değer verilirdi. Köy meydanlarındaki çeşmeler, ova yollarındaki su küpleri bunun en güzel örneklerindendir. Hayırsever insanlar bu küpleri gönüllü olarak doldurur, yoldan geçen herkes hiçbir karşılık beklemeden su içebilirdi. Su ikram etmek en büyük hayırlardan biri kabul edilirdi.
Ne yazık ki günümüzde insanlığın manevi değerleri zayıflarken, dün hayır olarak görülen birçok hizmet bugün ticari kazancın bir parçası hâline gelmiştir. Su da bunlardan biri olmamalıdır. Elbette suyun üretimi, şişelenmesi ve dağıtımının bir maliyeti vardır. Ancak bu durum, fahiş fiyat uygulamalarını haklı göstermez.
Pet şişe ambalajlı sulardaki fiyat artışları; nakliye, enerji ve diğer maliyetler gerekçe gösterilerek sürekli yükseltilmektedir. Ticaret Bakanlığı, su satışı yapan tüm işletmeleri düzenli olarak denetlemeli, gerekirse sabit fiyat makul fiyat uygulamaları geliştirmelidir. Özellikle ilköğretim çağındaki çocukların 0,5 litrelik bir şişe suya ülkenin her yerinde uygun fiyatla ulaşabilmesi sağlanmalı, zamlar ve fırsatçılık karşısında halk korunmalıdır.
Su, yaşam hakkının temel unsurlarından biridir. Bu nedenle marketlerde, lokantalarda, otellerde ve benzeri işletmelerde satılan içme sularına yönelik makul ve adil fiyat politikaları oluşturulmalı, fırsatçılığın önüne geçilmelidir. Su üzerinden aşırı kâr elde etmek yerine, herkesin temiz ve güvenli içme suyuna ulaşabilmesi esas alınmalıdır.
Çünkü su sadece bir ürün değildir.
Su, insana hayat veren, can veren en temel yaşam kaynağıdır.
Bu su fiyatları karşısında suda mı içmeyelim susuz mu ölelim?
Vesselam.
Ahmet Akbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil