Ana Sayfa Genel, Gündem, Kültür 2 Ekim 2025 328 Görüntüleme

Ahmet Akbay Yazdı ”Çalkebir Tarih ve Doğanın Buluştuğu Bir Kültür Mirası.”

Ege’nin  güzel köylerinden biri olan Boğaziçi Köyü, köklü tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan nadide yerleşim yerlerinden biridir. Serin havası, tertemiz oksijeni ve bozulmamış doğasıyla ziyaretçilerine adeta bir şifa kaynağı sunar. Özellikle bahar aylarında ve yazın sıcak günlerinde köye yapılan ziyaretler, hem ruhu hem de bedeni dinlendirir. Nitekim şehir hayatından uzaklaşıp köye dönen astım ve KOAH hastalarının bu temiz havadan fayda gördükleri bilinmektedir. Bu özellikleriyle köy, yalnızca kırsal turizm açısından değil, sağlık turizmi açısından da öne çıkma potansiyeline sahiptir.

Boğaziçi  adıyla da   bilinen  Çalkebir bölgesi, sadece doğasıyla değil, aynı zamanda zengin kültürel mirasıyla da dikkat çeker. Türkmen mezarlığında bulunan şahideler üzerindeki Türk tamgaları, inanç ve kültür dünyamızın en güzel örneklerini günümüze taşır. Yine bölgedeki Çalkebir Höyüğü, Erken Tunç Çağı’ndan Frigya  dönemlerine kadar uzanan tarihiyle adeta bir medeniyet beşiğidir. Kapladığı alan itibarıyla bölgenin en büyük arkeolojik yapılarından biri olan bu höyük, bugün bir açık hava müzesi konumundadır.

Ne yazık ki, bölgenin tarihi yeterince araştırılmamış ve korunamamıştır. Oysa burada bir Türk kurganı, belki de bir Hitit veya İskit yerleşimi kazılarla gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. Nitekim “Çal” ismi, İskit dilinde Türkçe kökenli bir kelimeden gelmektedir. Bu topraklar, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos ile Türkmenlerin yaptığı savaşın izlerini ve İskitlerin ayak seslerini hâlâ taşımaktadır.

Çalkebir yalnızca tarihi değil, tarımsal geleneği ile de önemli bir merkezdir. Binlerce yıldır süregelen bağcılık, bölgenin kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Osmanlı arşiv belgelerinde dahi Çalkebir’de bağların varlığına dair kayıtlar bulunur. Bu da üzüm yetiştiriciliğinin yüzyıllardır süreklilik gösterdiğini kanıtlar. Günümüzde de bölge, kaliteli İrigara ve Acıgara üzüm çeşitleriyle öne çıkmakta, yılda üç bin tondan fazla ürün elde edilmektedir. Bu üretim yalnızca tarımsal potansiyeli değil, aynı zamanda köklü kültür geleneğini de gözler önüne sermektedir.

Bağcılıkla bağlantılı olarak pekmez üretimi hâlen geleneksel yöntemlerle sürdürülmektedir. Doğal yapısı ve yoğun lezzetiyle sofraların vazgeçilmezi olan bu pekmez, köy halkının yanı sıra dışarıdan gelen ziyaretçilerin de büyük ilgisini çekmektedir. Ayrıca bölgede, Troya Antik Kenti’ndeki kuyulara benzer su kuyularının varlığı dikkat çeker. Hemen her sokak başında bir kuyunun bulunduğu köy, bu yönüyle de ayrı bir önem taşır. Ancak zamanla birçok kuyu kapatılmış ve kaybolmaya yüz tutmuştur.

Boğaziçi ve Çalkebir, yalnızca bir köy değil; geçmişle geleceği buluşturan bir hazinedir. Doğasıyla insanlara sağlık sunan, tarihiyle medeniyetlerin izlerini taşıyan ve tarımsal geleneğiyle bugün de bereket saçan bu topraklar, gelecekte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday olabilecek niteliktedir.

Köyün tarihi yapıları, bağcılık kültürü, tamgalı şahideleri, höyükleri ve kuyularıyla korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması bir zorunluluktur. Çünkü Boğaziçi ve Çalkebir, Türk kültürünün derin izlerini taşıyan, tarih ve doğanın iç içe geçtiği eşsiz bir kültür mirasıdır.

Toprak damlı hanaylı  kerpiç ev günümüze ulaşmış Türkmen yerleşim yerinin iyi korunmuş örneğidir

Çalkebir’in tarihi evleri ve köklü kültürü, ne yazık ki yetkililerin ilgisizliği nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Oysa bu yapılar, sanat tarihi açısından özellikle ahşap işçiliğiyle görülmeye değer eşsiz örnekler barındırıyor.

, Halk arasında Hocaların evi olarak bilinen  bu ev, geçmişte üç katlıymış. Günümüze ulaşan haliyle bile yaklaşık iki yüz yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir. Kapılarında dikkat çeken kuş kabartmaları bulunur. Binanın dış kapısında ise sonsuzluğu, yaşamı ve doğumu simgeleyen salyangoz kabartması yer alır. Bu motif, aynı zamanda yeniden doğuş ve ölümsüzlükle ilişkilendirilir.

Böylesine kıymetli yapılar, aslında sadece birer konut değil; geleceğe aktarılması gereken kültür miraslarıdır. Çalkebir’deki bu evler, Selçuklu ve Türkmen mimarisinin etkilerini taşıyan nadide örnekler arasında yer alır. Eğer korunmazlarsa, gelecek nesillerin göremeyeceği, bir daha geri getirilemeyecek sanat eserleri tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gidecektir.

Boğaziçi tarihi kalem işi camisi yanında kültür envanteri olarak zengin olan bir yerleşim yeri iyi değerlendirilirse kentin turizme katkı sağlayacaktır. Köyde tescilli bir konağın yanında tescillene bilecek  yapılar kaderine terk edilmiş halde restore edilmeyi beklemektedir.

Kültür hazinemiz   olan yapıları koruyalım gelecek nesillerle onları buluşturalım.

Araştırmacı – Ahmet Akbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil